Reklam verin!
TurkBlogın tüm Bloglarında reklam verin!

(Dünyadaki tek değer, İNSAN'DIR

Gencturk
Dünyanın hangi köşesine bakarsanız bakın, yaşadığımız gezegenin her yerinde dengeler sarsılmış, bunalımlar insanoğlunu sıkar olmuş, hayat sıkıntılarla dolu olmuştur. Dünyadaki tek değerin insan olduğu unutulunca, düzen bozulmuş ve herkes birbirinden bekler olmuş. Beklentiler gerçekleşmediğinde de şikâyet etmek doğal olmuştur. Herkes şikâyetçi, çok küçük bir kesim hariç, şikâyet etmeyen yok gibi. İnsanlar en çokta ekonomiden şikâyetçi, “usandık soyulmaktan, kazandığımız yetmiyor, çalıştıkça fakirleşiyoruz, bu duruma bir son vermek gerek” diyorlar. Diyorlar ama bir türlüde çareyi bulamıyorlar. Bulamadıkça da geçinmek zorlaşıyor ve ahlaki çöküntü devam ediyor.

Şu anda dünya öyle bir hale getirilmiştir ki, insanlar çeşitli nedenlerle birbirlerini yeme yarışına sokulmuştur. Çok kazanma hırsı insanoğlunun gözlerini karartmış, kendisini ve öz değerlerini unutmasına sebep olmuştur. Bu konuda yeterli ve gerekli bilgi olmadığından, insanlar eğitiliyor derken eğitimsiz kalmıştır. Bu bağlamda sanki bilgi kurumuş, yerini nemelâzımcılık ve çaresizlik almış, yürümüş gibidir.

Bütün bunların sebebini araştıranlar kesin ve net çare bulamamışlar çünkü İnsanı fizik yapıdan ibaret zannetmişler ve fizik yapısı için çare aramışlardır. Oysa insan, fizik yapısını kullanandır. Günümüzün insanları bunu bilemediğinden, derinliklerine kulak verememiş, kendisini gövde sandığı içinde sıkıntıya düşmüşlerdir. İnsanı bilmeyen, insanı fizik yapıdan ibaret sayanlar, insanın da gerçek yapısını ortaya koyamamışlardır. Dünyadaki tek değerin insan ve insanın zekâsı olduğu unutulmuştur. Bu günün insanı bu ana esas gerçeği anladığı AN, çareler kendiliğinden gelecektir.

Bunalımın önüne geçecek, güzelliğe döndürecek tek çare; insanların kendilerine dönüp, kendi iç dünyalarını araştırmaya başlayıp, kendi özlerine uymalarıdır. Kendisine dönen insan; yapacağı yeniliklerle, insanlığın kalitesini sürekli artıracak, gelecekle ilgili de yepyeni düzenlemelere gidecektir.

Düzen; insan değerinin ağırlığını bilen insanların, gereklerini yerine getirmesiyle güçlü düzen olacaktır.

Düzen; memleketini, milletini seven tutarlı insanların kendi yerlerini alarak, adım adım ülkesini gezerek, toplumun her kesimi ile ve her bireyi ile içli-dışlı olmakla kurulacaktır.

Başka çare ve çareler var diyen varsa bizlerle görüşebilir. Kâinatın en değerli varlığı bunalımdadır, yok diyen varsa da görüşlerini bizlerle paylaşabilir. Unutmayın, dünyadaki tek değer, İNSAN ve İNSANIN ZEKÂSIDIR. Onun için ilk önce neye ve ne için önem vereceğinizi unutmayın. Teşekkürler…Mehmet Gülseçen
m.gulsecen @ meydangazetesi.com.tr (Single value in the world, THE PEOPLE 'is.)

If you look to see which corner of the world, we are living all over the planet shaken balances, crises will often become human beings, life has been full of difficulties. People forget that the world's only value, the layout was broken and everyone expects from each other. Expectations have been natural to complain at not perform. Everyone complained, except for a very small part, as does not complain. People complain most of the economy, "we have tired of being robbed, we have gained is not yet working as poor, need to put an end to this situation" they say. Say, but somehow do not find in the resort. It is hard to find unless you go and moral decadence that continues.

We have been making the world so that people eat each other for various reasons have been put into the race. Ambition to win mankind's eyes darken, to forget themselves and their own values caused. This topic is not sufficient and necessary information, people are trained derken remained uneducated. In this context, as if information were established, and despair nemelâzımcılık took place, were carried out as.

Investigate the cause of all these people, because people did not find definite and clear solution consisted of the physical structure and physical structure for thinking they were seeking. Whereas people used physical structure. People do not know it today, did not pay particular attention to the depth of his chest in the body have fallen on evil days. People do not know, people counting consisted of physical structures, people have not revealed the actual structure. Single value in the world and human intelligence that people have been forgotten. These days the main principles of the people understand the fact that AN, relief will come spontaneously.

Crisis will pass in front of, the only solution to return to the beauty of people return to their own and begin to explore their inner world and express their own to obey. Returning to their own people; do with the innovation, to continuously increase the quality of humanity, the new regulations will go about the future.

Layout; people who know the value of the weight of people, will fulfill the requirements powerful layout.

Layout; the country, the people who love taking their own place of people consistently, step by step tour the country, with every segment of society and every individual but will be established with non-familiar with.

And that if there is there any alternative remedies you can talk to us. Universe's most valuable assets are depressed, or if there is no opinion that we can share it with. Remember, the world's only value is HUMAN and HUMAN INTELLIGENCE. For him, what, and how important to first note that you will. Thanks ...

(Valor único en el mundo, el pueblo 'es.)

Si usted mira a ver qué rincón del mundo, estamos viviendo en todo el planeta sacudido los saldos, las crisis suelen convertirse en seres humanos, la vida ha estado llena de dificultades. La gente se olvida que el valor sólo en el mundo, la distribución se rompió y todo el mundo espera de los demás. Las expectativas han sido natural a quejarse por no realizar. Todos se quejaban, a excepción de una parte muy pequeña, ya que no se queja. La gente se queja más de la economía, "hemos cansado de ser robado, hemos ganado todavía no está trabajando como los pobres, la necesidad de poner fin a esta situación", dicen. Oye, pero por alguna razón no encuentra en la localidad. Es difícil encontrar a menos que vayas y la decadencia moral que continúa.

Hemos estado haciendo el mundo para que las personas comen unos a otros por diversas razones se han puesto en la carrera. La ambición de ganar los ojos de la humanidad se oscurecen, a olvidarse de sí mismos y sus propios valores causados. Este tema no es suficiente y necesaria información, las personas están capacitados derken permaneció sin educación. En este contexto, como si la información se han establecido, y la desesperación nemelâzımcılık se llevó a cabo, se llevaron a cabo como.

Investigar la causa de todas estas personas, porque la gente no encuentra definida y clara solución consistió en la estructura física y estructura física para pensar que estaban buscando. Considerando que las personas utilizan la estructura física. La gente no sabe que hoy en día, no se prestará especial atención a la profundidad de su pecho en el cuerpo se han reducido en los días de mal. La gente no sabe, el conteo de personas formado por las estructuras físicas, las personas no han revelado la estructura real. El valor único en el mundo y la inteligencia humana que las personas que han sido olvidados. En estos días los principios fundamentales de la gente a entender el hecho de que la AN, el alivio llegará de forma espontánea.

Crisis pasará por delante de, la única solución para volver a la belleza de la gente regrese a sus propias y comienzan a explorar su mundo interior y expresar sus propias obedecer. Volviendo a su propio pueblo; ver con la innovación, para aumentar continuamente la calidad de la humanidad, la nueva normativa irá en el futuro.

Diseño, las personas que conocen el valor del peso de las personas, cumplirá con los requisitos de diseño de gran alcance.

Diseño; el país, la gente que ama a tomar su propio lugar de la gente constantemente, paso a paso visita el país, con todos los segmentos de la sociedad y cada individuo sino que se estableció con los familiares.

Y que si no hay ninguna solución alternativa que usted puede hablar con nosotros. Los activos más valiosos Universo están deprimidos, o si no hay opinión que podemos compartir. Recuerde, el valor sólo en el mundo es humano y la inteligencia humana. Para él, lo que, y lo importante a la primera nota que lo harás. Gracias ...
TUNALIM...

''ONE MINUTE''TİYATROSU OYNUYORLAR..

 
 
 


Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Baş, “İsrail’in Savunma Bakanı’nın ne işi var Türkiye’de? Sen 2 gün evvel kavga etmedin mi?” diye sorduktan sonra “Milletin karşısına geçip ‘One Minute’ tiyatrosu oynuyorlar” dedi.


Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Meltem TV’de katıldığı Ekoanaliz programında, Türkiye’nin ekonomi politikalarında IMF’nin, iç politikada AB müktesebatının, dış politikada ABD’nin yörüngesine oturduğuna ve böylece kendini bağımlı hale getirdiğine dikkatleri çekerek, “Bu bağımlılık o kadar ileri derecedeki, Türkiye’nin bir çok konuda ‘hayır’ diyecek gücü bulunmuyor” dedi. Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinde menfaati olmadığını hatırlatan Prof. Dr. Baş, AB ile ilişkileri de, “Hükümet, AB’nin bütün şartlarını kabul ettiğini belirterek, ‘illa da bu birlikte olacağız’ demektedir” ifadesiyle değerlendirdi.

Türkiye havada kata çiziyor
Haydar Baş, şunları söyledi: “Türkiye’nin ileri mi yoksa geri mi gittiğini dış politikada ABD ve AB ile olan ilişkilere bakıp değerlendirmek gerekmektedir. Ekonomide IMF’nin etkisini de dikkate aldığımızda Türk milletinin lehine kazanılmış bir şey göremiyorum. Türkiye havada ‘kata’ çizmektedir. Şu anda Türkiye’nin pozisyonu budur. Bir başka ifadeyle Türkiye karanlıkta gölgesiyle kavga etmektedir. Böyle bir politika bu millete yakışmaz. 5 yıllık bir tarihi olan, bin yılı aşkın bir süredir İslam üzere yaşayan köklü bir medeniyetin sahibi bir milletin bence geldiği nokta bu olmamalıydı.”

Kıbrıs meselesinde geriye gittik
Kıbrıs’ta bir Türk devleti olduğuna işaret eden Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı, “Eğer Türkiye KKTC’nin tanınması üzerine bir dış politika benimsemiş olsaydı, belki de onlarca devlet KKTC’yi tanıyacaktı” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Baş, şunları söyledi: “Maalesef kurulduğu günden bu yana böyle bir devletin varlığından dünya haberdar edilmedi. Bir zamanlar bazı Asya ülkeleriye Türk dünyası ‘gelin sizi kabul edelim’ demelerine rağmen, Türk siyaseti buna müsaade etmedi. Bunun nedenini anlamış değilim. Aslında dışa bağımlı politika izlerseniz, anlarsınız. Yabancı güçler, ‘benim dediğimi yapacaksın’ diyor. Eğer senin dediğini yapmış olsaydım, 1974’teki Barış Harekatı olmazdı. 5 bin tane şehit vermezdik, Kıbrıs coğrafyasının sınırlarını belirlemezdik. Bundan dolayı kalkıp da ‘beni kabul et’ tartışmasını açmak manasızdır. Kurulmuş bir devletin inkırazı ve anlaşma masalarında terki sözkonusuysa biz çok geriye gittik. Ege meselesinde de AB’ye girebilmek için Yunanistan lehine politika üretmek zorundayız. Türkiye’nin dış dünyayla bağlantısı geçmişte güçlü bir devlet imajı verirken, şimdi herkes sırtımızı sıvazlıyor, ‘biz bu ülkeden ne alırız’, onun hesabını yapıyor. Demokratik açılımlar altında bize teklifler sunuldu. Biz de ‘ne güzel’ diye, Türk milletini bölünme eşiğine getirdik.”

Ekonominin altyapısı elimizden çıktı
Türkiye’nin yeraltı kaynaklarının yabancıların eline geçtiğini ifade eden Prof. Dr. Baş, tarım ve ormancılığın durumunun da ortada olduğunu belirtti. Tarımdan bir Allah’ın kulunun memnun olmadığına dikkatleri çeken Prof. Dr. Baş, şöyle konuştu: “Çiftçilerimizin neredeyse yüzde 80’i mesleğinden vazgeçer duruma geldi. Bir tarım politikası ki, Batı dünyası sana yap dediği kadar yapacaksın, yapma dediğini yapmayacaksın. Bu nasıl politika, nasıl bağımsızlık? Hayvancılığın durumu ortada. Vatandaşlar, artan fiyatlar yüzünden ayda bir kilo eti evine alamıyor. Böyle bir manzara karşısında hayvancılık politikasının ileri gittiğini söylemenin ifrat olduğu kanaatindeyim. Bu memlekette vatandaş domuz etini tanımazken, kasapta satışı hukuki zemine oturtuldu. İnsan hakları adı altında bu milletin inancına ters düşüldü, zina serbest bırakıldı. Türkiye’de millet kurumunu koruyan bir irade var. Bunun yanlışı, noksan, vebali, günahı vardır. Ayrı konu... Türkiye’nin zırhı vazifesini gören bu kurumun varlığı tartışma konusu olmuştur.  Türk Silahlı Kuvvetleri’nin lağvedilmesini söyleyenler var. Yine bu iktidarın döneminde Mehmetçiğin başına çuval geçirildi. Türkiye’de kurumlararası kavga çok öne çıktı. Siyaset adalet dünyasıyla kavga içinde. Terör 8 yıl evvel ‘sıfır’ noktadayken, şimdi doruk noktaya çıktı. Doruk noktaya çıktıktan sonra dağdaki teröriste imkanlar tanıma adı altında biz Kürtlere hak veriyoruz iddiasında bulunuldu. Yani adam öldürmek fazilet sayılmaya başlandı. Türkiye kendi parasını basamıyor. Yeraltı kaynaklarımız, PETKİM, POAŞ, TÜPRAŞ, ERDEMİR gibi Kamu İktisadi Teşebbüslerimiz devletin elinden çıktı. Şimdi otoyollar ile boğaz köprüleri devreye giriyor. Bütün bunlar devletin elinden çıkıyor. Burada satışlar Türk milletine değil genelde yabancıya satıldı.”

Barak niye geldi?
ABD’den, Avrupa’dan hatta İslam dünyasına kan kusturan İsrail’den Türkiye’nin kaymağını yemeye gelen şirketlerin bulunduğuna işaret ederek, İsrail Savunma Bakanı Barak’ın Ankara ziyaretine ilişkin şunları söyledi: “İsrail’in Savunma Bakanı’nın ne işi var Türkiye’de? Sen 2 gün evvel İsrail’le kavga etmedin mi? Neyin hesabı için geldi buraya? 40 gün evvel niye ABD’ye gittin? Hangi konuyu konuştun? Şimdi onu gizlemek için oyun tezgahladınız. Ondan sonra milletin karşısına geçip ‘One Minute’ tiyatrosu oynuyorlar. Herkese yutturursun ancak bir tek adama, Haydar Hoca’ya yutturamazsın.”

TUNALIM...

AÇILIMIN ŞİFRELERİ ÇÖZÜLÜYOR...

Hükümetin Kürt açılımı diye başlattığı açılımın aslında Ermeni açılımı olduğu fikrinin ilk defa Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş tarafından dile getirildiğini, yaşanan gelişmelerin Sayın Baş’ı haklı çıkardığını yazmıştık.

PKK nın yeni yerleşim bölgesi olarak Karabağ’ı seçmesi aymaz kafalarda çok ciddi uyarılar yapması gerekmez mi? Gazetemizin değerli yazarlarından Murat Çabas’ın 31.12.2009 da kaleme aldığı “PKK Karabağa da çöreklendi” yazısını dünkü "Bindiği dalı kesmek" makalemizle birlikte okumanızı tavsiye ederiz. O zaman göreceksiniz açlımın şifreleri nasıl çözüme kavuşmaktadır…

“Birinci Körfez Savaşı sonrası, ABD ve gerçek müttefikleri tarafından uçuşa yasak bölgede oluşturulan PKK, bu bölgede Türkiye’ye ve Irak’a yönelik misyonu tamamladıktan sonra başka görevlere(!) kaydırıldı.
Bundan sonraki süreçte PKK Ermeni işgali altında bulunan Karabağ’da Kafkasların çıban başı olacak. Tabii, İran’a ve Suriye’ye yönelik terör saldırıları devam edecek, önemli bir bölümü de Türkiye’de siyasal sürece dahil olacak.
Bu konudaki açıklama Asılsız Soykırım İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMED) Başkanı Yrd. Doç. Dr. Savaş Eğilmez’den geldi.”

Konuyu belki basından takip etmişsinizdir ama önemine binaen ben tekrar ele alacağım.
ASİMED Başkanı Eğilmez, “PKK’nın yeni ‘yerleşim’ alanı olarak Ermenistan, özellikle de Dağlık Karabağ kamp yeri olarak seçilmiştir” dedi.  Eğilmez, “Azerbaycan’ın, terör örgütünün Azerbaycan topraklarında üslenmeye ve faaliyet alanı bulmaya çalışmasına karşın daha sert ve önleyici tedbirler alması gerekmektedir. Aksi takdirde yakın bir zaman içerisinde bu virüs kendisini de hasta edecektir” diye konuştu.
Eğilmez, şunları kaydetti: “Dağlık Karabağ’ın Türkiye’nin direk temas hattı dışında olması, Ermenistan’ın kolaylıkla yardım gösterebileceği bir alanda olması, uluslararası statüsünün daha tam olarak belirlenememesi ve Rusya’nın Gürcistan’dan çıkardığı askeri birlik ve silahlarını Ermenistan ve bu bölgeye yerleştirmesiyle PKK’nın daha kolay silah ve mühimmat temin edebilecek olması, bölgenin yeni faaliyet alanı olarak seçilmesinde rol oynayan önemli faktörlerin başında gelmektedir. PKK’nın bölgede var olan ağırlığı 1999 tarihinden itibaren gözle görülür bir artış göstermiş ve artık bölgedeki PKK kamplarında geniş ölçekli ‘silahlı eğitim’ verilmeye başlanmıştır.”
Bu yaşanan gelişmeler de “PKK terörünün, Ermeni terör örgütü ASALA’nın bir devamı niteliğinde olduğunu” ifade eden Prof. Dr. Haydar Baş’ı da bir kez daha haklı çıkardı.
PKK, önce Kürdistan, ardından Büyük Ermenistan ve nihai hedef olarak da Büyük İsrail Devleti için paravan ve tetikçi olarak kullanılıyor.
Görünen o ki, Ermenistan, Türkiye ideallerine daha çok zaman ayırabilmek için Azerbaycan’la uğraşma ve onu meşgul etme ihalesini PKK’ya devretmiş.
Türkiye’nin PKK teröründen yıllarca neler çektiğini düşünürseniz, Azerbaycan’ın bu terörle başa çıkması oldukça zor.
Yanlış anlaşılmasın, PKK Türkiye ile işini bitirdi anlamında söylemiyoruz bunları…
Türkiye’de PKK terörü ikinci ve daha tehlikeli bir aşamaya geçti: siyasallaştı.
Ülkemiz üzerinde hesabı olanların da desteğiyle bundan sonra, Türkiye hakkında “federasyon” tartışmalarının yapıldığını bu konuda adımlar atıldığını daha sık göreceğiz.
Azerbaycan ise PKK terörünün bizim yaşadığımız daha ilk aşamasında…
Çok büyük can kayıpları verecek ve Karabağ mevzuundan bir şekilde el çektirilecek. Bundan sonraki süreçte “Ermeni askerlerle, Azeri askerler çatıştı” şeklinde haberleri pek duymayacağız, daha ziyade, Azeri ordusundan şu kadar şehit, teröristlerden de şu kadar ölü tarzında haberleri okuyacağız.
Hatta Ermeni askerlerin bile PKK kılığıyla Azerilere rahatlıkla saldırdıklarına şahit olacağız. Türkiye bu benzeri şeyleri yaşadı.
Azerbaycan’ın bu karanlık vadiye sokulmasının dolaylı olarak Türkiye’ye ayrıca bir darbe anlamına geldiğini unutmamalıyız. Azerbaycan’ı terörle meşgul etmek Ermenistan’ın üzerimizdeki siyasi baskılarını ciddi oranda artıracaktır.
Siyasilerimiz hala uyumaya, taşeronluk yapmaya devam etsin!”(Murat Çabas/Yeni Mesaj)

U.Kepekçi-TUNALIM...

ALO SUİKAST HATTI !..

Seferberlik Tetkik Kurumu’nda dün itibariyle altıncı kez arama yapıldı. Hakim Kadir Kaymaz, anlaşılacağı üzere Kozmik Büro’daki incelemelerine daha da devam edecek. Fakat Türkiye’yi böylesine elektrikli günlere sokan ve devletin en gizli belgelerinin olduğu odaların didik didik aranmasına giden süreç nasıl başladı sorusunda çok önemli bir ayrıntı unutuluyor.
Bu ayrıntı ne mi?
Hatırlayalım:
İki subay Bülen Arınç’ın bulunduğu sokakta dolaşırken yakalanıyor. İddia korkunç: “Bu subaylar Bülent Arınç’a suikast düzenleyecekmiş.”
Ayrıntı şu: İki subayın suikast amacıyla Bülent Arınç’ın evinin civarında dolaştığına dair bir ihbar yapılıyor. Yani emniyet bir ihbar üzerine bu subayları gözaltına alıyor. Gözaltına alınan toplam sekiz subayın mahkemece serbest bırakılması “suikast iddialarının ciddiyetini!” ortaya koysa da konumuz bu değil.
Savcılık, TİB (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı)’e bir yazı yazarak ihbarı yapan telefonun bulunmasını istiyor. TİB’in savcılığa gönderdiği cevabi yazıda “ihbarın yapıldığı telefonun Türk Telekom sistemine ait olmadığı, büyük ihtimalle yurt dışından telefon edildiği” bildiriliyor.
İşte tam da burada benim kafam karıştı. Emniyete bir ihbar geliyor, başbakan yardımcısına suikast yapılacağı söyleniyor, ama telefonun yurt dışından geldiği bildiriliyor. “Telefon yurt dışından geldi” diye savcılığa yazı yazan kurum, “biz Yargıtay’ı dinlemedik” diye açıklama yapılmasının üzerinden bir hafta geçmeden Yargıtay’ın telefonlarını dinledikleri ortaya çıkan “sabıkalı” bir kurum.
Önemli bir konu var:
Eğer ihbar yurt dışından gelmişse bu ihbarın hangi yabancı, ülkeden hangi telefondan yapıldığını nokta atışla bilmesi gereken TİB, topu adeta taca atıyor, “telefon bize kayıtlı değil, muhtemelen dışarıdan geldi” gibi tuhaf bir acemilik sergiliyor.
Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı iletişimde en basit işlem olan “telefonun nereden geldiği” bilgisini elindeki büyük teknolojik imkanlar rağmen bilemiyorsa o kurumun kapısına kilit vurup gitsinler.
Bir telefon ihbarı üzerine devletin en gizli belgelerinin yer aldığı kozmik odaya ulaşan aramalar yapılıyor, TİB’in ise telefonun kaynağından haberi yok!
Öyle ya “bu ihbarın arkasında hangi devlet, hangi istihbarat servisi var? ” diye sormak gerekmiyor mu? Çukurambar’da gezinen iki subayın elinde su şişesiyle hangi sokağa gireceğini dahi bilen “dış güç” kim?
O telefon hangi ülkeye ve kime ait?
Genelkurmay başkanı diyor ki “iki subay o sokağı bilgi sızdırdığı düşünülen bir personeli takip için girdi.” Demek ki yurt dışından telefon açan “önemli kişi” Seferberlik Tetkik Kurumu’ndan iki subayın ne zaman kurumdan çıkıp ne zaman nereye gideceğini bilecek kadar “keskin kulaklı”. Devletin en gizli kurumundaki personel hareketlerinden dahi haberdar. Yani o kurumdan çay almak için bakkala giden bir eri bile anında bilen bir derin güçten söz ediyoruz.
Suikast iddiasıymış, elinde kağıt varmış, kağıtı suyla yutmuş, bırakın bu hikayleri de bu “dış gücü” bulun.
TİB’in bu anlaşılmaz sessizliğinden, –acaba– telefonun kaynağı belli de açıklamaktan mı çekiniyorlar dedirten bir sonuca varacağız ama biraz daha bekleyelim bakalım.
M.Bayraktar--TUNALIM..


  Tüm yazılar: 4